Oyun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Oyun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Aralık 2011 Perşembe

Uncharted 3: Drake's Deception- Oyun İncelemesi



Not: Uncharted 2 'den sonra , Uncharted 3'ün de incelemesini yazıp bana gönderen Doruk Kaptan'a teşekkürler, eline sağlık kardeşim...

Bundan yaklaşık 2 yıl önceydi. Playstation'da henüz sadece GTA 4 ve PES 2008 oynardım. Oyunlar sayılıydı, halıyle eğlence de... Oyun piyasası daha başyapıtlarını vermeye başlamamıştı. Bir gün elimdeki oyunları tekrar tekrar oynamaktan sıkıldım ve bir arkadaşımdan (Umut'a selamlarımı yolluyorum. ) bana farklı, daha önce denemediğim bir oyun vermesini istedim. O geceyi hiç unutmuyorum. Umut sitenin girişine gelmişti ve arabanın camından oyunu uzatmıştı. 

Meğer Uncharted: Drake's Fortune gibi bir oyunu ne kadar saf ve bilinçsizce oynamışım. Şimdiyse karşımda Drake'in figürü, elimde oyunda Drake'in taktığı yüzük-kolye, yanıbaşımda Uncharted 3'ün koleksiyon paketinden çıkan demir kutusu var ve bir Uncharted hayranı olmaktan gurur duyuyorum. Sizi bilmem ama bana kalırsa oyunun adını bile duymamış birini 2 yılda "collector's edition" alacak hale getiren oyun benim gözümde başarılıdır.



Her neyse oyunu övmeyi bırakıp biraz da gerçeklerden bahsedelim. Oyun Naughty Dog tarafından yapılmıştır ve Uncharted serisinin 3. oyunudur. Amerika'da 1 Kasım 2011, Avrupa'da ise 2 Kasım 2011'de satışa çıkmıştır. Uncharted: Drake's Deception İGN den 10.00 puan alarak "Editor's Choice" ödülünü kazanmıştır. Oyunda ana karakter olarak önceki oyunlardan tanıdığımız Nathan Drake'i görüyoruz. Sullivan, Chloe ve Elena gibi eski karakterlerin yanı sıra Cutter ve Katherine gibi yeni karakterlere de rastlamak mümkün.

Oyunun hikayesine değinmek gerekirse; yine hazine peşinde çekmediğimiz çile kalmıyor. Oyuna bir barda "alışveriş" yaparken başlıyoruz. Tahmin edebileceğiniz üzere işler yolunda gitmiyor, dayak yiyoruz, kötü karakterle tanışıyoruz, ve ne olduğunu anlamadan Arabistan çöllerinde kayıp bir şehir aramaya başlıyoruz. Olaylar o kadar hızlı gelişiyor, Drake'in geçmişi o kadar etkili bir biçimde ortaya çıkıyor ki oyunu bırakamaz oluyorsunuz.



Uncharted 3: Drake's Deception'ın oynanışı ise tam bir efsane. Gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki Naughty Dog hatalarından ders almayı başarıyor. Önceki oyunlarda sinir bozucu olan havada durmalar, kenarlara tutunamamalar tamamen düzeltilmiş. İnanılmaz bir yenilik de çevreyi olaya dahil etmek ve yakın dövüşler olmuş. Oyun boyunca birçok adamı kurşunlarla delik deşik edip, daha çoğunu tekme tokat nakavt ediyoruz. Silahlı çatışmadan yakın dövüşe geçiş o kadar seri olmuş ki oyun sırasında "Şuna iki kurşun sana da bir tekme, bir-iki bomba atıyım sonra şuna da kafa..." kıvamına gelmiş oyun, ki bence bu gerçekten etkileyici bir durum. Oyunda dikkatimi çeken şeylerden biri de Drake'in çevreyi kullanıyor oluşu. Örneğin düz duvara koşarken görünmez bir güç sizi sola ittirmiyor, önce duvara ellerinizi koyup duruyor sonra tekrar koşmaya başlıyorsunuz. Bütün bunların biraz ayrıntı gibi durduğunu biliyorum ama zaten kendini kanıtlamış ve tam puan almış bir oyunun ancak ayrıntıları daha da iyileştirilebilir.

Oyunun kilit noktalarından biri olan bulmacaları da es geçemeyeceğim. Önceki oyunlarda çatışma yoğunluğu ve bulmaca azlığı beni gerçekten rahatsız etmişti. Sağolsun Naughty Dog buna da çözüm bulmuş ve önceki oyunlara oranla daha çok ve kesinlikle çözmesi daha keyifli bulmacalar koymuş. Bence doğru oranı bulmuşlar, daha fazla kurcalamaya gerek yok.
Oyunun görüntü kalitesinden bahsetmek istemiyorum, zaten günümüzün en iyi görüntü kalitesine sahip oyunlarından biri ve yoruma gerek duymadığını düşünüyorum. Fakat çöl sahnelerinin ne kadar başarılı olduğunu söylemek isterim. Belki dümdüz kırmızı kumlardan ibaret bir sahne ama Naughty Dog ışıklandırmayı o kadar iyi kullanmış, parlaklığı o kadar iyi ayarlamış ki oynarken ağzımın kuruduğunu hissettim.

Multiplayer'a gelecek olursak: Uncharted 2'de(Uncharted 2 Oyun İncelemesi için tıklayınız...) memnun kalmadığım sayılı şeylerden biriydi. Fakat oyunun yapımcıları boş durmamış. Multiplayer'da sevmediğim şey seçeneklerin kısırlığıydı ve oyun modlarını pek beğememiştim . Oysa Uncharted 3 devrim niteliğinde bir multiplayer seçeneğine sahip. Karakter tasarlama seçeneği açıkçası gözlerimi yaşarttı. Eski oyunlarda etrafta 3-5 Drake 1-2 de Chloe dolanırdı oysa artık herkes istedği karakteri yaratabiliyor, oyun tarzına uygun silahlar ayarlayabiliyor. Uncharted 3'ün multiplayerı önceki oyunları sollamış tur bindiriyor bence. Eğer hikayesi iyi, görüntüleri müthiş, multiplayerı etkileyici bir oyun arıyorsanız, bir "Collector's Edition" sahibi olarak Uncharted 3: Drake's Deception size ilk önerim. Oynayın, oynatın...

Senaryo: 10/10
Oynanış: 10/10
Grafikler: 9.5/10
Eğlence: 9.7/10
Ortalama: 9.9/10
Gamespot Puanı için resme tıklayınız...


8 Ağustos 2011 Pazartesi

İnfamous 2: Oyun İncelemesi

Evet, yine bir oyun incelemesi ve ben yine Doruk Kaptan'a teşekkür ediyorum, eline sağlık kardeşim, bakalım Doruk bu sefer kime giydirmiş, kimle sevişmiş... :)

Merhabalar ! Uzun bir süredir şehir dışında olduğum için oyun incelemesi yazmayı geçin internete girecek zamanım bile olmadı. Yazıya bu gecikme için özür dileyerek başlıyorum. Bu ara boyunca haliyle oyun oynayacak zamanım da pek olmadı, bu yüzden aklıma kazınmış bir oyunu anlatmak benim için en doğrusu olacak herhalde. Ve bu özelliğiyle incelenmeyi hak eden oyun Infamous 2 oldu.

Öncelikle bilmeyenler için (tabii varsa) biraz oyundan bahsedeyim. Oyun birçok ülkede Haziran 2011 tarihinde satışa sürüldü. Oyunun yapımını Sucker Punch üstlenirken dağıtımını Sony yaptı. Oyun Infamous'ın devamı niteliğinde ve benzer bir dinamiğe sahip.

Oyunun hikayesine de değinmek istiyorum. (Spoiler vermemenin en zor olduğu kısım. ) Fakat bunun için ilk oyuna değinmem gerekiyor. Karakterimiz Cole Maçgrath ve ilk oyunu oynayanların bildiği üzere kargo götürürken elimizdeki paket göz ardı edilemeyecek kadar büyük bir patlama yaratıyor. Bir de bakmışız elektriğe hükmedebiliyoruz ! Sonra başlıyoruz şehri dağıtmaya. İnfamous'ı diğer oyunlardan ayıran şey seçim yapma şansımızdı. Oyunda insanların sevdiği bir kahramana dönüşebildiğimiz gibi, milletin taşladığı (Mecazi değil) bir katil de olabiliyoruz. Ki bu özelliğin 2. oyuna da taşınmış olması beni çok sevindirdi.


Infamous 2'nin benim için unutulmaz olan bir başka özelliği de dinamiği oldu. oyunda oradan oraya koşturup iki araba patlatıp kablolarda sörf yapabilmek beni gerçekten saatlerimi bu oyunla harcamaya itti. Oyunun oynanışı son derece basit ve bu basitlik için şaşırtıcı derecede keyifli. Analogları saymazsak 12 tuşa bu kadar çok güç sığdırabilmek bence bir başarı. Oynarken bir tuşla fırtınalar estirirken bir sonraki saniye aynı tuşla düşmanlarımızın statik elektriğini sünger gibi emebiliyoruz. oyunun dinamiğinde tek sinirimi bozan durum istediğim yere tutunamama oldu. Şöyle ki karakterimiz binalardan bombalama atlayabiliyor fakat inerken birdenbire su oluğuna tutunuveriyor. daha kontrollü bir Cole hiç de fena olmazdı bence. Bu konuda Sucker Punch'ın kendini geliştirmesi gerektiğini düşünüyorum.


Oyunun senaryosuna da bir göz atalım. Öncelikle oyunun sonunda izleyeceğiniz video, gerek iyi bitişte gerek kötü bitişte sizi şoke edecektir ki bu da bir şey. Ama söylemeliyim ki oyunda "saçma" görünen şeylerin sayısı beni rahatsız etti. Buna en basit örnek olarak "side mission" olsun amacıyla eklenmiş bölümleri verebilirim. Şöyle ki şehri kurtarırken (ya da benim yaptığım gibi yok ederken) bi teyzenin yeğenini kurtarmaya çalışıyoruz, ya da evsizlerin erzaklarını koruyoruz. Demek istediğim bu kadar büyük güce sahip biriyken side missionların daha önemli şeyler olmasını beklerdim. Kliniklere yardımcı olma (ki bu da sadece iyi Colelar için) dışında ara görevlerde bir mantık bulamadım.

Gelelim Sucker Punch'ın çıkış yapmasında en büyük rolü üstlenen sisteme... İyilik mi Kötülük mü? Bu konuda dürüstlükle firmayı tebrik ediyorum. oyuna taraf seçme şansını o kadar iyi yedirmişler o kadar senaryoyla paralel tutmuşlar ki kendimi gerçekten önemli seçimler yapıyor gibi hissettim. Oyunda iyilik-kötülük kavramını pekiştiren bir kavramda karakterler. İyiliği simgeleyen Ajan Kuo, ve kötülüğü simgeleyen Nix... Gerek bu karakterlerin tavırları gerek görünüşleri gerçekten sizi bi tarafı seçmeye itiyor. Bunu Nix'e ateş Kuo'ya da buz güçleri vererek daha da pekiştirmişler. Oyunda yan görevlerin beğendiğim sayılı kısımlarından biri de yine bu iyi-kötü çatışmasıyla bağlantılı. Eğer derseniz ki ben kendimi insanları kurtarmaya adadım, iyilik yan görevlerinde Kuo'yla millete erzak götürüyorsunuz. Derseniz ki ben kana susadım Nix'le gidip sivilleri çarpabiliyorsunuz. Yine Sucker Punch'ı tebrik etmem gereken bir konu da iyi-kötü olayının oyunun ömrünü uzatmış olması. Gerek kahraman olarak gerek cani olarak bu oyunu oynayabilirsiniz ama daha sonra karşı tarafta oyunu tekrar bitirmek kesinlikle çekici gelecektir. (Hatta bu yazı bitince kahraman olmayı deneyebilirim.)

Oyunun yapay zekasına değinmeden de geçemeyeceğim. Şu kadarını söyleyeyim oyunda bir tane zeki düşman göremedim. Ebatları uygunsa üstünüze çullanırlar, boyutları normalse ölümüne durduğu yerden ateş eder, çok küçükseler de aptal aptal dolanırlar. Yapay zeka kesinlikle ama kesinlikle Sucker Punch'ın geliştirmesi gereken bir alan. Örneğin oyunda düşmanınızın silahını iyi bilmek zorundasınız. Şayet bazukalıysa uzaktan vurun çünkü adamlar roketi bir metre uzaklığa atacak kadar cesur (ya da saf). Veya silahsızsa bekleyin o size gelsin çünkü etrafa elektrik saçan birine koşan bir yapay zeka var elimizde.

"Anarşiyle, molozlardan yeni bir hayat doğar. Umut yenilenir" :)) anarşik bir oyun bende seviyorum..., bu arada ben Umut :))

Daha yazmak isterdim ama bu muhabbetin üstüne PS'in gözümün içine bakmasına dayanamayacağım.Şöyle bir toparlayacak olursak, elimizdeki oyunun dinamiği ve oynanışı göz ardı edilebilecek hatalara sahip, grafikleri orta ile iyi arasında bir yerde, senaryosu az pişmiş, ve son derecer yenilikçi bir oyun Zevkli mi? Zevkli. İyidir. Oynayın. Oynatın...

Doruk Kaptan Puanlama:

Senaryo: 8/10
Grafik: 8,5/10
Yapay Zeka: 6,5/10
Eğlence: 9,5/10
Ortalama: 8.8/10

GameSpot Puanı: 7.5/10


16 Temmuz 2011 Cumartesi

Uncharted 2 : Among Thieves Oyun İncelemesi

Evet, blogda yoğun istek üzerine:)) oyun incelemelerine de başlıyoruz. İlk inceleme için Doruk Kaptan'a teşekkür ediyorum.

Not: Oyun incelemeleri bölümüne yapılacak katkılar az da olsa spoiler içerebilir.


Başlıktan da anlaşılacağı üzere bu yazı Uncharted 2 : Among Thieves isimli oyunun incelemesi olacak. Bu ilk oyun incelemem olacak ve biraz acemice olabilir ama elimden geldiğince oyunla ilgili yorumlar yapıp spoiler vermeden tanıtmaya çalışacağım. Öncelikle söylemeliyim ki ilk oyun incelemem için Uncharted'ı seçmem bir rastlantı falan değil. Uncharted'ı seçtim çünkü kesinlikle beni gerek görüntü gerek hikaye hata gerek karakterlerin tavırları açısından en çok etkileyen oyun buydu. (Görüntü konusunda L.A. Noire'ın hakkını yiyemem daha iyiydi.) Öyleyse ilk ve muhtemelen en seveceğim oyun incelemesine başlayalım.


Uncharted 2: Among Thieves aksiyon-macera türünde Naughty Dog tarafından geliştirilip, Sony tarafından dağıtılmıştır. Only for PlayStation 3 oyunu olup sadece ps3 oyuncularının oynayabileceği bir oyundur. 2007 yılında piyasaya çıkan Uncharted: Drake's Fortune oyununun devamı niteliğinde olan oyun Ekim 2009 tarihinde piyasaya çıkmıştır.



Öncelikle size oyunun hikayesiyle ilgili biraz bilgi vereyim. Karakterimizin adı Nathan Drake ve tecrübeli, arsız ,şakacı biraz da şımarık bir hazine avcısıyız. (Size 1 oyunu da anlatmak isterdim ama yalan söylemeyeyim onu ne hatırlıyorum ne de bütün gece ayakta durcak gücüm var.) Oyunun başında eski günlerden tanıdığımız Flynn isimli başka bir hazine avcısı var ve bize bir teklif getiriyor. İstanbul'a gidecek, oradaki bir müzeyi soyacak, biraz adam dövecek ve sırları çözüp Marco Polo'nun 13 kayıp gemisini bulacağız : BEBEK OYUNCAĞI. Kötü adamımız ise Lazarevic: Eski bir savaş suçlusu ve düşündüğümüzden daha büyük planları var. Karakterler ve olaylar öylesine cuk diye oturmuş ki bu konuda Naughty Dog'u tebrik etmek gerekiyor. Zaten oyunun ilk 10 dakikasını oynayıp da kendi isteğinizle oyunu kapatırsanız bir daha ne PlayStation'ın yüzüne bakın ne de oyundan anladığınızı iddia etmeyin. (Şaka şaka) Oyun sizi öyle bir aksiyon tufanına sürükleyecek ki adeta oyunu bir solukta bitireceksiniz. Açıkçası ben oyunu oynarken karakterlerden biri bile ölmesin diye joystick'i deli gibi sıkıyordum. Oyun zaten hikayesiyle dikkatli oyuncuları içine rahatlıkla çekebilecek nitelikte. Oyuna girip hikayeyi anlamadan herkesi öldüren oyuncular da en azından oynanışından keyif alacaktır. (İnanın böyle arkadaşlarım var.)

Biraz da oyunun oynanışından ve mekaniğinden bahsedeyim. Oyunu oynamak son derece kolay, hele bir de biraz PlayStation geçmişiniz varsa sorun yaşamayacağınızı garanti edebilirim. Uncharted'da beni en çok etkileyen şeylerden birisi aksiyonla hikayenin ne kadar profesyonelce harmanlanmış olmasıydı. Örneğin bir kamyonet dolusu adamla çatışırken bizi kurtaran kızla plan yapmaya başlıyoruz . Veya bir helikopteri indirmeye çalışırken bulunduğunuz mekanı farkedince tüyleriniz diken diken oluveriyor. Benim için bu oyunu eşsiz kılan bir başka özelliği de koşmanın bile son derece zevkli olmasıydı. Şu ana kadar anlattığımdan hikayesi için oynanır, sonra arşivlenir sonucu çıkabilir. Fakat oyunun senaryosunu ezbere bildiğim halde ikinci kez baştan osna bitirdim. ( Hiç öyle kısa bir oyun da değildi hani.) Naughty Dog'u tebrik etmek istediğim bir başka konuysa mizah. Oyunda o kadar çok aksiyon o kadar çok sıkıntı var ki bu oyuna biraz espri yedirebilmek cidden bir yetenek diye düşünüyorum.


Tabi ki hiçbir oyun gibi Uncharted da kusursuz değil. Oyunda hata olarak görebildiğim ilk durum bulmacaların azlığıydı. Sonuçta elimizdeki oyun biraz Indiana Jones biraz Tomb Raider esintisine sahip. Drake'i sniper falan kullanan bir James Bond'a dönüştürmek niye. Ha yanlış anlaşılmasın oyunun savaş mekaniği de çok başarılı ama miktarı oyunu biraz monotonlaştırıyor. Bana sorarsanız Uncharted 2'nin aksiyonu %70, bulmacaları %30 du. Naughty Dog'un açıklamasına göre Uncharted 3'ün aksiyonu %60, bulmacaları %40 olacakmımş. Umduğum %50-%50 'lik oranı Uncharted 4'te bulmayı umuyorum. Oyunu monotonlaştıran bir başka özellik de yolların çok belli olması. Şöyle ki yayla gibi bir alanda Lazarevic ile şavaşırken onu nasıl yok edeceğimi sıktığım üçüncü kurşunda anlamıştım.

Biraz da oyunun Multiplayer'ından söz etmek istiyorum. Oyunun çok oyunculu seçeneği olması gerçekten güzel bir şey çünkü bahsettiğim gibi oynanışı zaten insanı içine çekiyor. Ama söylemeliyim ki ciddiyetten yoksun bir çok ooyunculu moddan bahsediyoruz. Savaş alanında ortada koşturan iskeletler veya kameramanlar görünce insan ister istemez kendisiyle dalga geçiliyormuş gibi hissediyor. Bunun dışında Multiplayer'da pek bi hata göremedim. Oyun modları ve karakter seçenekleri güzel. Tek sorun yenilikçi bir Multiplayer anlayışının olmaması. Mantık spawn ol, objective'e git ve savaş halinde ilerliyor. Ne yalan söyleyeyim Naughty Dog multiplayer'ını geliştirmeli.

Yavaş yavaş sonuca geliyorum parmaklarım yoruldu. Uncharted 2: Among Thieves kesinlikle oynanması, en azından tadına bakılması gereken bir oyun. Gerek senaryosu , gerek oyun mekaniğiyle etkileyici bir eser. Benim PlayStation 4'e kadar rafımda saklayacağım bir oyun olduğunu söyleyebilirim. Oynayın, oynatın...

Doruk Kaptan Puanlama

Senaryo:10/10
Grafik: 9/10
Multiplayer:8/10
Eğlence:9/10
Ortalama:9/10
Gamespot Puanı Ortalama:9.5/10



Yazar: Doruk Kaptan